|
Lig başlayalı 5. hafta
geride kaldı. 5 haftada 6 puan toplayabildik.
Alınan sonuçlar "Ateşe benzerdin küle dönmüşsün"
diye başlayan eski bir şarkıyı hatırlatıyor
bana. Bu 5 maçtan sadece Çanakkale deplasmanı
hariç hiçbiri taraftarı tatmin etmedi. Geride
kalan 5 hafta zarfında taraftar hep yapıcı
olmaya çalıştı. Dardanel beraberliğini iyi sonuç
olarak kabul etti. Ardından kendi evimizde
Eyüpspor karşısında alınan mağlubiyeti bir kaza
olarak yorumladı. Güngören maçının ikinci
devresinde oynanan olumlu futbolu gelecek
haftadan sonra başlayacak olan galibiyet
serisinin bir ışığı kabul etti. Bir sonraki
hafta lig sonuncusu ve puansız Oyak Renault
karşısında alınan zoraki galibiyeti, ligde
ümitlerini kaybetmemek için tüm gücünü harcayan
bir takıma karşı alınan zor bir galibiyet olarak
gördü. Sarıyer'in haftalar geçmesine rağmen
futbolunun üstüne olumlu bir şeyler koyamaması
bunun yanında teknik ve idari yönetimin yaptığı
acemice uygulamalar taraftarın sabrını zorlasada
herkes kabul etmeliki tribünler hâlâ yıkıcı bir
protestoda bulunmamıştır. Umarım buna gerekte
kalmayacaktır. Ancak geçtiğimiz çarşamba günü
oynanan ve beraberlikler serimize bir yenisini
daha eklediğimiz Karagümrük maçı gösterdiki
Sarıyer bu sene zirve hedefinden çok uzakta.
Sezon başında, rüya kadro diye lanse edilen
takım 5 maçta 6 puanla 8. sıraya çakıldı.
Bunun sebebi çok açıktır, Sarıyer kulübü malesef
iyi yönetilememekte ve kişilerin elinde oyuncak
olmuş durumdadır. Başkan dahil yönetimdeki hiç
bir ağız neden, başarılı Mehmet Birinci'nin
gönderilip yerine Hüseyin Kalpar'ın
getirildiğini açıklayamamıştır. Levent ve
Erhan'a hangi başarılarına bakılarak toplam
390.000 ytl bonservis bedeli ödenmiştir. Bu
rakam Sarıyer konumundaki bir kulüp için
astronomiktir. Bu sezon toplam transfer bütçesi
bile bu rakamın altında olan kulüpler dahi
Sarıyer'den daha çok puan toplamış durumda.
Yönetim kurulu toplantıları sadece 5-6
yöneticinin katılımı ile yapılmakta, bir kulübün
bu şekilde sağlıklı yönetilmesi ne kadar
mümkündür? Kaptan Cem, sezon başında nezaket
kurallarına hiçte uyulmadan telefon edilerek
kulüpten gönderilmiştir. Yapılan hata kısa süre
önce fark edildi ve Kaptan Cem kulübe geri davet
edildi ama bu seferde Cem birlikte yola çıktığı
kimseleri yarı yolda bırakmamak için bu teklifi
geri çevirdi. Bu sezon kimi maçlarda geçen
sezonun yıldızı olan genç oyuncularımız
oynatılan futbol yüzünden oyuna küsüp hiçbir
katkı sağlayamamaktalar. Eğer sahada onları
motive edebilecek, uyaracak bir Cem ağabeyleri
olsa belki böyle olmaz. Umarım Ocak ayındaki ara
transfer döneminde Kaptan Cem yeniden aramıza
katılır. Kısa süre öncesine kadar futbolculara
bir kuruş ödeme yapılmamış olması ise ayrı bir
konu. İdris'in gönderilmesine diyecek yok, peki
ama geçen sezon takımın bir numarası olan ve
Beşiktaş'tan dahi teklif alan Bekir hangi akıla
hizmet takımdan gönderilmiştir? Kısa süre
içerisinde Sarıyer aşığı olan ve Sarıyerlileri
de kendisine aşık eden Bekir'in hangi kabahati,
gözünün yaşına dahi bakmadan kısa süre içinde
takımdan kovulmasına sebepdir?
Birazda teknik yönetime değinelim, sezon başında
Mehmet Birinci'nin gönderilmesi üzerine,
"Birinci gibi bir hoca takımda tutulamadıktan
sonra yerine Capello'da gelse başırısızlıktır."
demiş ama aynı zamanda yeni hocamız Hüseyin
Kalpar'ı bağrımıza basıp sonuna kadar sahip
çıkmıştık. Hatta biraz heyecanımıza yenik düşüp,
birazda pişmiş aşa su katmamak niyetinde
olduğumuz için aklımıza gelen soruları ve
şüpheleri dillendirmemiş ve görmezden gelmiştik.
Ancak geçen zaman gösterdiki büyük bir hata
yapmışız. Şahsi görüşüm Hüseyin Kalpar'ın
kesinlikle iyi bir hoca olmadığıdır. Kendiside
bu görüşüme katılıyor olmalı ki sözleşmesine,
kulüp tarafından fesih halinde 400.000 ytl
tazminat maddesini koydurmuştur. Evet! Sevgili
Sarıyerliler birinci Lig dahil tarihinde hiç bir
teknik adama sözleşme feshi halinde tazminat
ödemeyen Sarıyer Kulübü, 5 maçta sadece 6 puan
alabilen Hüseyin Kalpar'ı takımdan göndermesi
halinde 400.000 ytl tazminat yüküyle karşı
karşıya. Hüseyin Hoca artık yaptığı yanlışlardan
dönmek zorunda tabii hedefi 400.000 ytllik
tazminat değilde Sarıyer takımını başarılı
yapmaksa. Sezon başında "O kaledeyken maça 1-0
önde başlarız" diye transfer edilen Haluk, sezon
başından beri yenilen 5 golün 4ünde
(Çanakkale'de yediği golü kendi gözlerimle
görmediğim için hariç tutuyorum) bariz
hatalıdır. Geçen sezonun ikinci bölümünde
yaptığımız yükselişde büyük pay sahibi olan ve
bu sezon şu ana kadar yedek kulübesinden
çıkmayan Murat, eğer kalede olsaydı puan
cetvelinde daha iyi bir yerde olacaktık. En
azından son Karagümrük maçında yediğimiz golü
yemezdi diye düşünüyorum. Hatta iddia ediyorum
kalede ben dahi olsam ayaklarımın önünden
yuvarlanarak kaleye giden topa müdahale ederdim.
Defansta Ali haricinde diğer tüm oyuncularımız
geçen seneki performanslarının çok uzağındalar.
Bundada yine teknik ekibi hatalı görmek mümkün.
Futbolcu sahaya sadece takımın başarısını
düşünerek tam konsantrasyon halinde
çıkartılamazsa yeteneklerini sahaya yansıtamaz.
Orta sahaya gelirsek geçen sezon adeta coşan
futbolcularımızdan Cem ve Bekir takımdan
uzaklaştırıldı. Atahan akıl almaz bir biçimde
ilk 18'e dahi giremiyor. Herhangi bir sakatlığı
olmadığını biliyoruz. Geçen sezon ve bu sezon ki
Güngören maçında sol açık oynayarak harikalar
yaratan Eyüp bek oynatılarak köreltiliyor.
Takıma geldiği ilk sezon haricinde geçen sezon
ve bu sezon şu ana kadar takıma hiç bir katkı
sağlayamayan Tuncay her maç banko ve her maç en
az 20 topu rakibe veriyor. Maestro diye
gösterilen İlker "Neden geldim İstanbul'a"
türküsünün klibinde oynar gibi. İlker'in
kapasitesinin bunun çok daha üstünde olduğunu
biliyoruz. Takıma yapılan onlarca bomba(!)
transfer içinde Utku haricinde "işte bu takımda
oynayacak adam" diyebilecek bir futbolcu henüz
göremedik. Utku zaman zaman yaptığı çıkışlarla
göz doldursa da sürekli oynatılmıyor, dahası iyi
oynadığı maçlarda da şaşılcak şekilde oyundan
alınıyor. Güngören maçında oyuna sonradan giren
yaptığı vücut çalımı ve attığı arapasla Emrah'ı
golle buluşturan ve ben buyum diyen Onur takımda
kendine yer bulamıyor. Forvette Emrah iyi
niyetli ama geçen seneki performansına
yaklaşamıyor. Bunda orta sahanın yetersizliği ve
oyun planında ki aksilikler başrolde. Astronomik
transferimiz Levent attığı 2 gol haricinde saç
baş yoldurtmaya devam ediyor. Fenerbahçe
altyapısında yetişen Erhan oynasam mı oynamasam
mı kara verebilmiş değil. Kurtarıcı olarak lanse
edilen 36 yaşındaki Orhan Kaynak, Karagümrük
karşısında 56. dakikada gol yiyerek beraberliğe
düşen takımda son 10 dakika kendine yer
bulabiliyor ve bu süre zarfında da topla sıfır
kez buluşuyor. Eğer galibiyeti düşünen bir
takımsan 56'da beraberlik golünü yediğinde, 60.
dakikada Orhan'ı oyuna alır ve tüm hatlarınla
hücüm etmeye başlarsın ama Hüseyin Kalpar,
Eyüp'ü çıkartıp yerine Tolga'yı alarak, maçı
seyreden bizlerin şaşkın şaşkın birbirimize
bakmamıza sebep oldu. Oyuncu seçimlerinde
görülen bariz hataların dışında Sarıyer
takımının sahada anlaşılır bir planı yok. Toplar
orta sahada kimde toplanır, kim nereye kaçar kim
nerey koşar, çizgiye kim iner, ceza sahasına kim
atak yapar belli değil. Herkes bir karmaşa
içinde top oynuyor. Bu oyuna dan-dun derler.
6. Haftadaki Şekerspor maçı, umarım rakibin
favori olması sebebiyle de takımın iyi motive
olmasını sağlar ve galip geliriz bu galibiyetin
getireceği hava ve takımın aksayan yönlerinin
tamiri ile gelecek haftalarda alacağımız
galibiyetler bizi yükselme grubuna taşır. Yoksa
taraftarın kulübü sahipsiz bırakmadıkları için
her şeye rağmen(!) yönetime duyduğu minnet güçlü
bir öfkeye dönüşecektir. Her şey Sarıyer
sevdalılarının gönlüne göre olsun.
Kıvanç Ekinci
08 Eylül 2006, Cuma
1) Seni Sevmek
2) Sarıyeri
sevmek yürek ister.
3)BİR SEZONUN ANATOMİSİ-2
BİR SEZONUN ANATOMİSİ-1
4) Yanıt Arayan Sorular |