|
Şubat, soğuğuyla bilinir hep ama bu sene öyle
olmuyor. Eve gittiğim yol üzerinde ki erik ağacı
bembeyaz çiçeklerini yoldan geçenlere gerine
gerine göstermeye başlamış. Halbuki ne yazık,
iki gün sonra havanın aniden ters dönüp
çiçeklerini dondurabileceğini hiç mi hiç aklına
getirmiyor. Buraya kadar yazdıklarımdan ne
münâsebet diyenler varsa Mustafa Balcı özentili
yaptığım girişi bitirip bağlantıyı yapayım.
Her şey sahamızda 4-0 kazandığımız Küçükköy
maçıyla başladı. Bu maçta takım muhteşem futbolu
ile rakibi sürklase ederken, tribündeki
seyirciler takımın güzel oyununa verdikleri
destekle ortalığı cümbüşe çeviriyordu. Gel zaman
git zaman Sarıyer bütün rakiplerini içerde
dışarda bir bir mağlup etmeye, her hafta
sıralamada biraz daha üstlere tırmanıp
rakiplerine karşı üstünlük kurmaya başladı.
Sonuçta da evimizde Yalovaspor’u mağup ederek
yükselme grubu biletini kaptık. Artık herkes
havalarda uçuyor kimsenin ayakları yere
basamıyordu. O kadar inanmıştık ki, Sarıyer
doğrudan birinci lige alınsa şampiyonluğa oynar
diye bakıyorduk. Herkes devre arasında alınacak
oyuncuların kim olacağını merakla beklemeye
başladı. Sarıyer gücüne güç katıp durdurulamaz
bir takım olacak, tozu dumana katacaktı. Tam
burada Alim-i Cihan hocamız Hüseyin Kalpar,
engin tecrübesiyle sahneye çıktı. Takımın
uyumunu ve düzenini bozan oyunculardan Burhan,
Atahan ve Kubilay’ı hakettikleri cezaya
çarptırdı ve takımdan uzaklaştırdı. Ardından
hocamız yine bilgeliğini gösterdi ve nokta
transferlere imza attı. Hem hesaplı hemde takıma
direkt katkı sağlayacak oyuncular alındı. Hele
3. Ligde sağ bek oynayan Levent ile takım
bambaşka bir görünüm kazanacaktı(!). Oyuncu
operasyonlarında gösterilen üstün manevra
başarısına, Antalya’da yapılan halı saha
maçlarında alınan sonuçlar da eklenince Sarıyer
çoktan A kategorisine çıkmış oldu bile. Ama gel
gelelim işin aslı astarından farklıydı. Hiç
kimsenin ummadığı bir biçimde karakış geri
geldi, kara bulutlar başımızda uçuşmaya başladı.
Yükselme grubu maçları başlayalı üç maç geride
kaldı. Üç maçta kaybedilen 7 puan deprem etkisi
yaptı, üstelik oynadığımız takımları averaj
takımı olur diye görüyorduk. Umalım ki averaj
takımı değildirler, çünkü henüz zor maçlarımız
başlamadı. İçten içe fokurdamaya başlayan
Sarıyer kazanının harâreti biraz kısılsın diye
sezon başında nasıl geride kalıpta sonradan atak
yaptığımızı hatırlatanlar var ama bu sefer o
kadar şanslı olamayabiliriz. Sarıye takımı bu
sezon bilmem kaç tane maç yapmış, hala kimse
sahaya nasıl bir onbir çıkar tahmin edemiyor.
Takımın oyun planı yok, kimin görevi nedir, kim
nereye koşacak, kim nereye kaçacak belli değil.
Herkes başka havada. Amatör takımların bile
duran top organizasyonları vardır, Sarıyer’in
yok. Rakip kale çizgisine yakın yerlerden
kullandığımız tehlike arz edebilecek taç
atışlarını bile olumlu kullanamıyoruz. Bu sezon
başından beri türlü şekillerde Sarıyer’den
yollanan oyunculardan bir takım kuralım;
Kalede Yılmaz olsun,
Defansta Kubilay, Turgay, Burhan, Serhat
Orta Sahada Hayrullah, Bekir, Cem, Atahan, Emrah
Forvette ise İdris oynasın, bu takım herhalde
Pazar günü sahada olan Sarıyer takımını 3 ten
aşağı bırakmaz. Umarım bu soğuk rüzgarlar bir an
önce diner, çiçeklerimiz kış soğunda donup
dökülmez de baharın ardından meyveleri toplama
şansımız olur. Yoksa bu ağacın kuruyan dallarını
ne yaparız bilmiyorum. En güzel baharlar
sizlerin olsun.
13.02.2007
www.grupbeyazmarti.com
1) Seni Sevmek
2) Sarıyeri
sevmek yürek ister.
3)BİR SEZONUN ANATOMİSİ-2
BİR SEZONUN ANATOMİSİ-1
4) Yanıt Arayan Sorular
5)ATEŞE BENZERDİK, KÜLE DÖNDÜK
6)
GİTMEK Mİ? ZOR KALMAK MI?
7)
SIRA YÖNETİME GELDİ
8)Keçilerin
Sessizliği
9)HAVAMIZI
BOZAMADILAR |