Zor
günler geçiriyoruz. Sarıyer Spor Kulübü olarak iyi başladığımız lig
maçlarını aynı şekilde devam ettiremedik.
Futbol üç sonuçlu bir oyun olduğu için üç sonuç her an
beklenir. O günün koşullarına göre başarı ve başarısızlıklar meydana
gelir. Başarıların devamında zaten sorun yoktur. Herkes; yönetici,
taraftar ve futbolcu üçlüsü mutluluk denizinde yüzer, mutlu sona
ulaşacak kadar devam eder.
Böyle olunca sorun olmaz, sıkıntı, huzursuzluk yok olur
gider!
Ya iyi sonuçlar alınamaz ve başarısızlık devam ederse o
zaman sadece yönetici ve futbolcular değil tüm camia rahatsızlık içine
girer. Yönetici, futbolcu, taraftar; çoluk, çocuk, yaşlı genç, kadın
erkek herkes huzursuz olur. Huzursuzluk zaman zaman bireylerden topluma
kadar sarkar. Aile içinde huzursuzluk, cemiyet içinde nifak tohumlarını,
dargınlıkları, kırgınlıkları sokar. Bir söze beş sözle yanıt verilir,
ortam gerilir ve bir yerde kopar. Bu duruma gelinmesi halinde kaybeden
muhataplar değil SARIYER SPOR KULÜBÜMÜZ olur!
Hiçbir Sarıyerli bu dilek içinde olmaz, olmak istemez.
Sarıyerli, her zaman kulübünü en iyi yerde görmek ister. Bu dün de
böyleydi bugün de böyledir. Ama ortada bir gerçek var; Sarıyer takımının
durumu içler açısı değil. Hatta hayli kötü! Ama düzeltilemeyecek gibi
değil!
Pek
ala düzeltilebilir.
Pek nasıl düzeltilecek? İşte bu soruya doğru yanıt vermek ve
verilen yanıtı kusursuz uygulamak gerekir. Acizane olarak derim ki:
Artık takımın kadrosu ile her maçta oynanmamalı, fazla değişiklik var
olan uyumu da ortadan kaldırır, mahalle takımı havasının doğmasına neden
olur. Sarıyer takım kadrosunun yeterli olduğunu iddia ederim. Bu ligte
ilk iki sıradan aşağıya düşmeyecek bir kadroya sahibiz. Kadroyu
oluşturan elemanları iyi değerlendirebilirsek sorun ortadan kalkar.
Ara transferde istenilen futbolcular alınamamış olacak! Zira
zoraki olarak alındıklarına inandığım futbolculardan hiç biri
takımımızda normal şartlarda forma giyemez. Çünkü yeteri kadar
hazırlıklı olmadıkları ortada! Formda değiller!
Ethem, Tayfun, Emrah, Ertan, Musa, Umut nasıl yedekte
tutulur, nasıl tribüne çıkarılır. Akıl alacak gibi değil! Geçen sezonun
süper adamı Gökhan nasıl hazır hale getirilemez, nasıl yedekte tutulur
lütfen bilen varsa söylesin. Bunların yanında Kaptan Birant, İlker,
Hicabi, Salim, Mustafa, Niyazi, Eyüp, Hayrullah, Özgür ve Atahan ihmal
edilecek adamlar mı? Dahası Zeki var, Erol var, Muzaffer var, Levent
var! Gel de takıma futbol oynatan Erhan Uyaroğlu’nun serbest
bırakıldığına yanma! Bu kadar hata yapılır mı? Yapılmaması gerekirdi!
Efendim “Çok ağır, mücadele etmiyor, top kovalamıyor, fazla top
tutuyor” diyorlar. Kendi isteği ile mi yapıyordu? Mahmut Hoca serbest
oynama görevi veriyordu, o da görevini yapıyordu. Erhan bırakıldı, orta
alandan geliştirilen kombine bir akınla gol görmedik! Neyse bunlar gelip
geçti. Biz bugüne bakalım.
Ligin bitmesine az kaldı. Dokuz maçımız var. İçerdeki
Karagümrük maçımız bu hafta, sonra dışarıda Gebzespor ile oynayacağız.
Devre bitecek sonra da son yedi maç için gün sayacağız.
Kulübümüzün ezeli rakiplerinden biri Karagümrük’tür.
Aralarındaki rekabet 1940’lı yıllardan beri devam etmektedir. Vuran
vurana, kıran kırana; sloganların en acımasızı; küfür kafir devam edip
durdu. Ama, her iki tarafın genç amigoları, taraftarları, akıllı
seyircileri bu çılgınca hareketlere “DUR” demeyi bildi. Bir araya
geldiler, oturup konuştular, yiyip içtiler, dostluk yemini ettiler ve
kötü rekabeti de dostluğa çevirdiler. Her iki taraftan bu olgun ve iyi
havayı yaratanlara teşekkür etmeyi görev bilirim, sağ olsunlar.
Sarıyer’in Karagümrük maçını kesinlikle kazanması lazım,
sonraki maçından da puan alması, rahat nefes almasını sağlar. Takımın,
dostluk var diye gevşemesi faciayı beraberinde getirir. Bu bakımdan
uyanık olmak gerekir. Maçı kazanmak için doksan dakika müthiş mücadele
verilmelidir. Hem futbolcu ve hem de seyirciler bu mücadelenin parçası
olmalıdır, birlikte başarıyı yakalamalıdır. Tabii ki skorun saha içinde
kalması, dostluğun devamı en büyük temennimizdir.
Yönetim kurulu, taraftar, futbolcu bir bütün olmalıdır. Eski
ve yeni yöneticiler, eski ve yeni futbolcular, yerel ve görsel basın;
gönül ve ruh birliği içinde aynı amaç, aynı düşünce için Çayırbaşı
Stadında olmalıdır. Takımı için gereken her neyse onu yapmalıdır.
Lacivert-beyazlı kulübün birliğe beraberliğe ihtiyacı vardır.
“Şampiyon takım yaratmak için işe soyundum” diyen Tahir
Başkan gerçekten çok iyi şeyler yaptı. Futbolcuların ihtiyaçları
giderildi, kulübün resmi borcu yok gibi. Böyle olunca da Tahir Başkanın
mutlu olma hakkı olmalıdır. Arkadaşlarının da aynı haktan yararlanmaları
elbette ki haklarıdır (Yalnız burada bir noktaya değinmeyi kendime hak
görürüm: Bazı genç yöneticilerimizin, tribünde veya dışarıda; konuşma ve
hareketlerine çok dikkat etmeleri gerekir. Kulübümüzün futbolcusunu,
yöneticilerini, teknik elemanı ve taraftarlarını küçük düşürmeye hakları
yoktur, bu hakkı kendilerinde görmemelidirler).
HAYDİ! SARIYERLİLER, SARIYER KULÜBÜMÜZE GÖNÜL VERENLER; HEP
BİRLİKTE MAÇA, HEP BİRLİKTE BAŞARIYI KUCAKLAMAYA KOŞALIM, TAKIMIMIZA
DESTEK OLALIM.