BİR BÜTÜN OLMALI HERKES!
 

                           Yazan : İbrahim Balcı - 19.03.2008

          
  Zor günler geçiriyoruz. Sarıyer Spor Kulübü olarak iyi başladığımız lig maçlarını aynı şekilde devam ettiremedik.

            Futbol üç sonuçlu bir oyun olduğu için üç sonuç her an beklenir. O günün koşullarına göre başarı ve başarısızlıklar meydana gelir. Başarıların devamında zaten sorun yoktur. Herkes; yönetici, taraftar ve futbolcu üçlüsü mutluluk denizinde yüzer, mutlu sona ulaşacak kadar devam eder.

            Böyle olunca sorun olmaz, sıkıntı, huzursuzluk yok olur gider!

            Ya iyi sonuçlar alınamaz ve başarısızlık devam ederse o zaman sadece yönetici ve futbolcular değil tüm camia rahatsızlık içine girer. Yönetici, futbolcu, taraftar; çoluk, çocuk, yaşlı genç, kadın erkek herkes huzursuz olur. Huzursuzluk zaman zaman bireylerden topluma kadar sarkar. Aile içinde huzursuzluk, cemiyet içinde nifak tohumlarını, dargınlıkları, kırgınlıkları sokar. Bir söze beş sözle yanıt verilir, ortam gerilir ve bir yerde kopar. Bu duruma gelinmesi halinde kaybeden muhataplar değil SARIYER SPOR KULÜBÜMÜZ olur!

            Hiçbir Sarıyerli bu dilek içinde olmaz, olmak istemez. Sarıyerli, her zaman kulübünü en iyi yerde görmek ister. Bu dün de böyleydi bugün de böyledir. Ama ortada bir gerçek var; Sarıyer takımının durumu içler açısı değil. Hatta hayli kötü! Ama düzeltilemeyecek gibi değil!

Pek ala düzeltilebilir.

            Pek nasıl düzeltilecek? İşte bu soruya doğru yanıt vermek ve verilen yanıtı kusursuz uygulamak gerekir. Acizane olarak derim ki: Artık takımın kadrosu ile her maçta oynanmamalı, fazla değişiklik var olan uyumu da ortadan kaldırır, mahalle takımı havasının doğmasına neden olur. Sarıyer takım kadrosunun yeterli olduğunu iddia ederim. Bu ligte ilk iki sıradan aşağıya düşmeyecek bir kadroya sahibiz. Kadroyu oluşturan elemanları iyi değerlendirebilirsek sorun ortadan kalkar.

            Ara transferde istenilen futbolcular alınamamış olacak! Zira zoraki olarak alındıklarına inandığım futbolculardan hiç biri takımımızda normal şartlarda forma giyemez. Çünkü yeteri kadar hazırlıklı olmadıkları ortada! Formda değiller!

            Ethem, Tayfun, Emrah, Ertan, Musa, Umut nasıl yedekte tutulur, nasıl tribüne çıkarılır. Akıl alacak gibi değil! Geçen sezonun süper adamı Gökhan nasıl hazır hale getirilemez, nasıl yedekte tutulur lütfen bilen varsa söylesin. Bunların yanında Kaptan Birant, İlker, Hicabi,  Salim, Mustafa,  Niyazi, Eyüp, Hayrullah, Özgür ve Atahan ihmal edilecek adamlar mı? Dahası Zeki var, Erol var, Muzaffer var, Levent var! Gel de takıma futbol oynatan Erhan Uyaroğlu’nun serbest bırakıldığına yanma! Bu kadar hata yapılır mı? Yapılmaması gerekirdi! Efendim “Çok ağır, mücadele etmiyor, top kovalamıyor, fazla top tutuyor”  diyorlar. Kendi isteği ile mi yapıyordu? Mahmut Hoca serbest oynama görevi veriyordu, o da görevini yapıyordu. Erhan bırakıldı, orta alandan geliştirilen kombine bir akınla gol görmedik! Neyse bunlar gelip geçti. Biz bugüne bakalım.

            Ligin bitmesine az kaldı. Dokuz maçımız var. İçerdeki Karagümrük maçımız bu hafta, sonra dışarıda Gebzespor ile oynayacağız. Devre bitecek sonra da son yedi maç için gün sayacağız.

            Kulübümüzün ezeli rakiplerinden biri Karagümrük’tür. Aralarındaki rekabet 1940’lı yıllardan beri devam etmektedir. Vuran vurana, kıran kırana; sloganların en acımasızı; küfür kafir devam edip durdu. Ama, her iki tarafın genç amigoları, taraftarları, akıllı seyircileri bu çılgınca hareketlere “DUR” demeyi bildi. Bir araya geldiler, oturup konuştular, yiyip içtiler, dostluk yemini ettiler ve kötü rekabeti de dostluğa çevirdiler. Her iki taraftan bu olgun ve iyi havayı yaratanlara teşekkür etmeyi görev bilirim, sağ olsunlar.

            Sarıyer’in Karagümrük maçını kesinlikle kazanması lazım, sonraki maçından da puan alması, rahat nefes almasını sağlar. Takımın, dostluk var diye gevşemesi faciayı beraberinde getirir. Bu bakımdan uyanık olmak gerekir. Maçı kazanmak için doksan dakika müthiş mücadele verilmelidir. Hem futbolcu ve hem de seyirciler bu mücadelenin parçası olmalıdır, birlikte başarıyı yakalamalıdır. Tabii ki skorun saha içinde kalması, dostluğun devamı en büyük temennimizdir.

            Yönetim kurulu, taraftar, futbolcu bir bütün olmalıdır. Eski ve yeni yöneticiler, eski ve yeni futbolcular, yerel ve görsel basın; gönül ve ruh birliği içinde aynı amaç, aynı düşünce için Çayırbaşı Stadında olmalıdır. Takımı için gereken her neyse onu yapmalıdır. Lacivert-beyazlı kulübün birliğe beraberliğe ihtiyacı vardır.

            “Şampiyon takım yaratmak için işe soyundum” diyen Tahir Başkan gerçekten çok iyi şeyler yaptı. Futbolcuların ihtiyaçları giderildi, kulübün resmi borcu yok gibi. Böyle olunca da Tahir Başkanın mutlu olma hakkı olmalıdır. Arkadaşlarının da aynı haktan yararlanmaları elbette ki haklarıdır (Yalnız burada bir noktaya değinmeyi kendime hak görürüm: Bazı genç yöneticilerimizin, tribünde veya dışarıda; konuşma ve hareketlerine çok dikkat etmeleri gerekir. Kulübümüzün futbolcusunu, yöneticilerini, teknik elemanı ve taraftarlarını küçük düşürmeye hakları yoktur, bu hakkı kendilerinde görmemelidirler).

            HAYDİ! SARIYERLİLER, SARIYER KULÜBÜMÜZE GÖNÜL VERENLER; HEP BİRLİKTE MAÇA, HEP BİRLİKTE BAŞARIYI KUCAKLAMAYA KOŞALIM, TAKIMIMIZA DESTEK OLALIM.   

 

İbrahim BALCI

19.03.2008

Yazarın önceki yazıları;
1) Meraklısına Notlar (
Sarıyer Spor Kulübü Futbol Takımının En iyi Onbirleri)
2) Yıldızlar Sarıyer Spor Kulübü'nün Tarihini oluşturur (1)
3) Yıldızlar Sarıyer Spor Kulübü'nün Tarihini oluşturur (2)
4) Madem ki!