|
KIVANÇ EKİNCİ
4O YIL
ÖNCE 40 YIL SONRA
Yıl 1967,
senelerdir süren uğraşlara mücadelelere karşın
bir türlü gelemeyen şampiyonluk Sarıyer Spor
Kulübü’nde bir bıkkınlığa, yılgınlığa sebep
olmuş. Ne yönetimde görev almak isteyen biri
nede masrafları yüklenmek isteyen var. Hakem
oyunları, siyasi kaygılarla yapılan kayırmalar,
şanssızlıklar 27 yaşındaki kulübün 1. kümeye
çıkmasına sürekli engel olmuş. Ümitsizlik hat
safhada, imkânsızlıklar da öyle. Bu şartlar
altında oluşturulan yönetim ve futbol takımı
fazla bir iddiası olmasa da var gücüyle mücadele
ediyor. Bu maçlardan biri de Uşakspor maçı idi.
Rica minnet yönetime giren yöneticilerden kimse
yok takımın başında, kafile başkanı aynı zamanda
kulüp genel sekreteri İbrahim Balcı. Başka tek
bir idareci yok takımın başında. Takımı maçlara
taşıyan döküntü denebilecek otobüsün üstüne tüm
malzemeler bağlanmış, zaten otobüsün içi
futbolcusu, malzemecisi, yöneticisi tıka basa
dolmuş, nefes almaya yer yok. Yağan yağmur tüm
malzemeyi hamura çevirmiş, malzemeci kara kara
düşünmekte. Bir iki haftadır alınan kötü
sonuçlar zaten kimsede moral bırakmamış,
yetmezmiş gibi otobüs Afyon yakınlarına
geldiğinde kaza yapıyor. Yürümez hale gelen
otobüsten herkes iniyor neyse ki herkesin durumu
iyi. Bir an evvel yola devam edilmeli yoksa maça
yetişilmesi imkânsız. Acilen araç aranıyor ve 2
küçük minibüs bulunuyor. Oyuncular ve malzemeler
ikiye ayrılıp yola çıkılıyor. Yol boyunca yağmur
şiddetini artırarak devam ediyor. Uşak stadına
varıldığında kafileyi yeni sürprizler bekliyor.
Maçın iki yan hakemi hava muhalefeti nedeniyle
şehre ulaşamamışlar, saha göle dönmüş bataklığı
andırıyor. Hakem maçı yarına tehir edeceğini
bildirse de bu Sarıyer takımı için kabul
edilemez zira bir gece daha kalmak için ne otel
parası nede yemek parası var. Hakeme ve Uşakspor
yöneticilerine durum anlatılıyor. Tribünde iki
federasyon görevlisi yan hakem olarak alınıyor.
Bu şartlar altında berbat bir sahada korkunç
hava koşullarında maç oynanmaya başlıyor.
Sarıyer iyi bir oyun sergileyip Cemil’in
ayağından bir de penaltı kaçırarak maçı 2–1
kaybediyor. Kafilenin moralsizliği katlanarak
artıyor. Afyon’dan Uşak’a gelinen minibüslerin
yanına gelindiğinde yeni bir sürpriz daha, bir
önceki hafta Afyon Uşak maçında çıkan olaylar
nedeniyle Afyon’a kızgın olan Uşaklılar, Afyon
plakalı minibüslerin camlarını kırmışlar. Hala
devam eden yağmur ve buz gibi bozkır ayazında
camı kırık minibüslerle Uşak’tan Afyon’a gelmek
gece yarısını buluyor. Ama adeta üzerinde kara
bir bulut dolaşan Sarıyer kafilesinin çilesi
bitmiyor çünkü kaza yapan otobüsün tamiratı,
fazladan tutulan iki minibüs, bu minibüslerin
uğradı zararın tazmini gibi hesapta olmayan
harcamalar hâsıl olunca para bitiyor. Uşak’tan
ayrılmadan önce, maçı izlemeye gelmiş olan Hâkim
Binbaşı Kaya Alpkartal'dan borç para alınsa da
bu yeterli gelmiyor. Bu seferde oyuncuların
hatta şoförün cebindeki paralar toplanıyor.
Ertesi gün kafile Sarıyer’e ancak ulaşabiliyor.
İşte tüm bu ahval ve şerait içinde dahi, Sarıyer
Spor Kulübü’ne hizmet etmeyi bir ibadet gibi
gören insanlar yılmadan verdikleri mücadeleler
sonucu Sarıyer’e şampiyonluklar kupalar
kazandırmışlar.
Yokluklar ve zorluklar içerisinde geçen 1967
sezonunun üzerinden tam 40 yıl geçmiş. O zaman
bu zorluklara göğüs gerenler acaba şimdiki
halimizi görseler bize ne derler veya ne
diyorlar? O zamanlar kulübün genel sekreteri
olan İbrahim Balcı şu an kulübümüzün başkanı. O
zamanlardan idmanlı olacak ki değme Sarıyerliyim
diyenin yandım Allah! deyip sorumluluktan
kaçtığı bir dönemde ateşten gömlek sırtında sağa
sola koşturup duruyor. Meşale sönmesin diye
uğraş veriyor. Şunu da iyi bilelim ki, İbrahim
Balcı tek başına yapabileceklerinin sınırına
dayanmıştır. Bu ateşten gömleği daha fazla
destek almaksızın taşıyamayacağını herkese
duyurmuştur. Tüm Sarıyerliler tek bir bütün
olarak hareket etmelidir. Aksi takdirde
destekten vazgeçtik, yermek için bile bir kulüp
kalmayacak ortada.
40 yıl öncesinin zorluklar içinde mücadele eden
Sarıyer’i ile bugün ki arasında ne fark vardır?
Resme baktığınızda sanki birbirinin aynı ama
madalyanın arka yüzünde görülen farkları
sıralayalım. 40 yıl önce ne antrenman sahası, ne
iyi kötü tesisleri yoktu. 40 yıl önce 1. kümede
alınmış harika sonuçlar, senelerce isminden söz
ettiren bir kulüp yoktu. 40 yıl önce Balkan
Kupası’nı alarak çok az camiaya nasip olacak bir
başarıya imza atmış kulüp yoktu. Peki, o zor
günlerden buralara gelebilmiş olan kulübümüz
neden bugün kapanma eşiğine geldi? O zaman olup
ta bugün olmayan şey nedir? O zaman kulüp ve
semt sevgisi ile yürekleri dolup taşan idealist
insanlar vardı. Bugün ise onlardan İbrahim Balcı
gibi bir iki kişi haricinde kimse kalmamış
durumda. Allah Sarıyer’e ve sevenlerine yardım
etsin…
1) Seni Sevmek
2) Sarıyeri
sevmek yürek ister.
3)BİR SEZONUN ANATOMİSİ-2
BİR SEZONUN ANATOMİSİ-1
4) Yanıt Arayan Sorular
5)ATEŞE BENZERDİK, KÜLE DÖNDÜK
6)
GİTMEK Mİ? ZOR KALMAK MI?
7)
SIRA YÖNETİME GELDİ
8)Keçilerin
Sessizliği
9)HAVAMIZI
BOZAMADILAR
10) Yalancı Bahar
11
UMUT DUYMAK İÇİN UMUTLANDIK
12)Olmuyor |