|

Beyaz
martım, seni sevmek hiç gelmeyeceğini bildiğin
bir vapuru, boğaz kenarındaki köhne bir
iskelenin gıcırdayan tahtaları üzerinde
ayakların deniz suyuna değerek oturup beklemek
kadar güzel. Beyaz martım, seni sevmek
etraftakilerin ne düşüneceğine aldırmadan,
üstelikte hiç bir vagonundan sana el sallayan
biri olmamasına rağmen, bir kara trenin peşinden
gözden kayboluncaya dek koşmak kadar güzel.
Beyaz martım, seni sevmek gecenin geç saatinde
ıssız ve karanlık bir durakta son seferi
kaçırmış olma korkusuyla belediye otobüsünü
beklemek kadar güzel. Beyaz martım, seni sevmek
geceleyin ağrıdan uyuyamazken bir an evvel
sabahın gelmesini beklemek kadar güzel. Beyaz
martım, seni sevmek yorgunluktan nefes alamazken
durmadan yürümek zorunda olduğun bir yokuşun
dibinde olmak kadar güzel.
Bu mektubu sana, 1. Ligden elveda demeden çekip
gittiğimiz zamanların yıldönümüne yakın
yazıyorum, döndüğümüz zamanlar da aynı olacak.
Hani döneceğiz demiştin ya, ben hâlâ bekliyorum.
Beyaz martım, bekleyişim ne kadar uzun sürer
bilmiyorum ama bir gün geri geldiğimizde
bıraktığımız yerden devam edeceğiz.
Beklediklerimizin ne kadarına kavuşacağız yada
kavuştuklarımızın ne kadarı beklediklerimizle
aynı olacak bilemiyorum ama bir gün yeniden ait
olduğumuz gökyüzüne kavuşacağız. Beyaz martım,
gün gelecek seninle birlikte yeniden uçacağız 1.
ligde. Artık Tansu Polatkan Yusuf Ziya Öniş'den
anlatmayacak seni ama "digital tv" nin bilmem
kaç kameralı yayınları seni gösterecek. Gün
gelecek beyaz martım, deplasmanlara uçacağız
birlikte, gün gelecek belki de efkârlanacağız,
kızacağız birbirimize ama her zaman birlikte
olacağız. Biz ki küme düştüğümüzde de
birlikteydik, Yusuf Ziya'nın çamurlu
oturaklarında veya bir yabancı stadın kale
arkasında yağmur altında soğuktan titrerken de
birlikteydik. Polisten dayak yediğimizde de,
Vanspor'dan beş yediğimizde de birlikteydik.
Gerçek yerimize döndüğümüzde de yine birlikte
olacağız beyaz martım. Seni benden beni senden
başka hiç kimse bilmeyecek ve hiç kimse bizim
kadar birbirini sevmeyecek beyaz martım.
Kıvanç Ekinci
24 Mayıs 2006 |